XIII. yüzyılın başlarında meydana gelen Cengiz Han'ın meşhur batı seferi, o zamanki dünyanın büyük bölümünün istila edilmesi ve akabinde oğulları arasında taksim ettiği geniş topraklarda kısa sürede pek çok siyasi teşekkülün ortaya çıkmasıyla sonuçlanmıştı. Bu devletlerden biri olan İlhanlılar, bahse konu yüzyılın ikinci yarısında Anadolu dâhil olmak üzere Yakındoğu'nun büyük bölümünde büyük bir güç haline geldi.
Şüphesiz İlhanlı Devleti'nin kısa sürede bölgede etkili bir konuma yükselmesinde Hülegü Han'ın idari merkez olarak Azerbaycan ve onun parçası olan Doğu Anadolu'yu seçmesinin büyük rolü olmuştur. Zira devletin merkez üssünü başta Tebriz ve çevresiyle Aladağlar, bir başka deyişle Van Gölü havzasının kuzey kesimi teşkil etmekteydi. Nitekim bu iki coğrafya Hülegü'nün emri altındaki büyük orduyu besleyebilecek otlaklara sahip olmakla birlikte; çevresinde yer alan pek çok bölge arasında geçişi sağlayan bir kavşak durumundaydı. Bu bağlamda Doğu Karadeniz Bölgesi'nden İran içleri ile Basra Körfezi'ne, Hazar havzasından Diyar-ı Bekr ve Doğu Akdeniz çevresi limanlarına ulaşan yolların geçtiği ya da bu yolların kontrol edilebildiği bir konuma sahipti. Bu özelliği ticari olduğu kadar askeri açıdan da bölgeyi önemli kılmaktaydı. Ayrıca bölgeye hâkim olmak, Azerbaycan otlakları üzerinde hak iddia eden Altın Orda'ya karşı da bir tedbir niteliği taşıyordu. Onun içindir ki İlhanlılar, İran, Suriye ve Anadolu'nun sadece siyasi hayatında değil aynı zamanda sosyo-kültürel ve dini-içtimai hayatında da etkili olabilmişlerdir. Amacı yukarıda sözü edilen hususların aydınlatılması olan bu çalışma, Moğol işgaliyle bölgede meydana gelen siyasi, askeri ve iktisadi gelişmeleri olduğu kadar sosyo-kültürel değişim ve dönüşümü de ortaya koymaktadır.
Çalışma giriş ve beş bölümden oluşmaktadır. Giriş kısmında Van Gölü havzasının tarihi coğrafyası, prehistorik dönemi ve ilk Türk akınları ile Türk hâkimiyetine geçiş süreci ana hatlarıyla açıklandı. Birinci bölümde Celaleddin Harezmşah’ın Moğol ordularından kaçarak Azerbaycan ve Doğu Anadolu’ya gelişi ve bölgedeki faaliyetleri ile bölgenin ilk defa Moğol akınlarına maruz kalışı ele alındı. İkinci bölümde Hülegü’nün batıya gönderilişi, İlhanlı Devleti’nin kuruluşu ile Van Gölü havzasının İlhanlı hâkimiyetine girişi incelendi. Üçüncü bölümde Abaka ile başlayan İlhanlı Devleti’nin yükselme dönemi, özellikle Memlûklerle olan mücadeleler ve bunun Van Gölü havzası üzerindeki etkileri ortaya konuldu. Dördüncü bölümde İlhanlıların son hükümdarı Ebu Said Bahadır Han döneminde Van Gölü havzasının siyasi, sosyal, iktisadi vaziyeti ile devletin yıkılışıyla birlikte başlayan kargaşa döneminde bölgede meydana gelen olaylar açıklandı. Beşinci bölümde ise İlhanlılar döneminin Van Gölü havzası üzerindeki sosyo-kültürel etkileri incelendi.
XIII. yüzyılın başlarında meydana gelen Cengiz Han'ın meşhur batı seferi, o zamanki dünyanın büyük bölümünün istila edilmesi ve akabinde oğulları arasında taksim ettiği geniş topraklarda kısa sürede pek çok siyasi teşekkülün ortaya çıkmasıyla sonuçlanmıştı. Bu devletlerden biri olan İlhanlılar, bahse konu yüzyılın ikinci yarısında Anadolu dâhil olmak üzere Yakındoğu'nun büyük bölümünde büyük bir güç haline geldi.
Şüphesiz İlhanlı Devleti'nin kısa sürede bölgede etkili bir konuma yükselmesinde Hülegü Han'ın idari merkez olarak Azerbaycan ve onun parçası olan Doğu Anadolu'yu seçmesinin büyük rolü olmuştur. Zira devletin merkez üssünü başta Tebriz ve çevresiyle Aladağlar, bir başka deyişle Van Gölü havzasının kuzey kesimi teşkil etmekteydi. Nitekim bu iki coğrafya Hülegü'nün emri altındaki büyük orduyu besleyebilecek otlaklara sahip olmakla birlikte; çevresinde yer alan pek çok bölge arasında geçişi sağlayan bir kavşak durumundaydı. Bu bağlamda Doğu Karadeniz Bölgesi'nden İran içleri ile Basra Körfezi'ne, Hazar havzasından Diyar-ı Bekr ve Doğu Akdeniz çevresi limanlarına ulaşan yolların geçtiği ya da bu yolların kontrol edilebildiği bir konuma sahipti. Bu özelliği ticari olduğu kadar askeri açıdan da bölgeyi önemli kılmaktaydı. Ayrıca bölgeye hâkim olmak, Azerbaycan otlakları üzerinde hak iddia eden Altın Orda'ya karşı da bir tedbir niteliği taşıyordu. Onun içindir ki İlhanlılar, İran, Suriye ve Anadolu'nun sadece siyasi hayatında değil aynı zamanda sosyo-kültürel ve dini-içtimai hayatında da etkili olabilmişlerdir. Amacı yukarıda sözü edilen hususların aydınlatılması olan bu çalışma, Moğol işgaliyle bölgede meydana gelen siyasi, askeri ve iktisadi gelişmeleri olduğu kadar sosyo-kültürel değişim ve dönüşümü de ortaya koymaktadır.
Çalışma giriş ve beş bölümden oluşmaktadır. Giriş kısmında Van Gölü havzasının tarihi coğrafyası, prehistorik dönemi ve ilk Türk akınları ile Türk hâkimiyetine geçiş süreci ana hatlarıyla açıklandı. Birinci bölümde Celaleddin Harezmşah’ın Moğol ordularından kaçarak Azerbaycan ve Doğu Anadolu’ya gelişi ve bölgedeki faaliyetleri ile bölgenin ilk defa Moğol akınlarına maruz kalışı ele alındı. İkinci bölümde Hülegü’nün batıya gönderilişi, İlhanlı Devleti’nin kuruluşu ile Van Gölü havzasının İlhanlı hâkimiyetine girişi incelendi. Üçüncü bölümde Abaka ile başlayan İlhanlı Devleti’nin yükselme dönemi, özellikle Memlûklerle olan mücadeleler ve bunun Van Gölü havzası üzerindeki etkileri ortaya konuldu. Dördüncü bölümde İlhanlıların son hükümdarı Ebu Said Bahadır Han döneminde Van Gölü havzasının siyasi, sosyal, iktisadi vaziyeti ile devletin yıkılışıyla birlikte başlayan kargaşa döneminde bölgede meydana gelen olaylar açıklandı. Beşinci bölümde ise İlhanlılar döneminin Van Gölü havzası üzerindeki sosyo-kültürel etkileri incelendi.
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 0,00 | 0,00 |