İnsan, çoğu zaman farkında olmadan kendi kendisiyle bir iç diya-log yürütür. Bu iç konuşma, genellikle sessiz biçimde gerçekleşir ve düşünme olarak adlandırılır. Zihnin, karşılaştığı sorunları an-lamlandırma, tartma ve muhasebe etme süreci büyük ölçüde bu sessiz diyalog üzerinden işler. Zaman zaman bu iç konuşmanın sesli hâle gelmesi ise toplumsal algı açısından farklı anlamlar yüklenmesine yol açabilmektedir.
Akademik ortamda bu durum daha görünür hâle gelir. Özellikle doktora çalışmaları sırasında, araştırma sürecinin doğası gereği, bireyin sürekli olarak varsayımlarını sorguladığı, argümanlarını sınadığı ve kendi kendisiyle tartıştığı gözlemlenir. Bu bağlamda, doktora sınıflarında kendi kendine konuşan araştırmacılara rast-lanması şaşırtıcı değildir. Zira bilimsel üretim, büyük ölçüde içsel bir sorgulama ve eleştirel muhasebe sürecine dayanır.
Ne var ki gündelik dilde kendi kendine konuşma çoğu zaman olumsuz çağrışımlarla ilişkilendirilir ve irrasyonel bir davranış ola-rak etiketlenir. Oysa bilimsel düşüncenin ilerlemesi, yerleşik ka-bulleri sorgulayan, alışılagelmiş kalıpların dışına çıkabilen ve ge-rektiğinde yalnızca kendi sorularıyla meşgul olabilen bireylerin varlığına bağlıdır. Bu anlamda, “kendi kendine konuşma” olarak nitelendirilen davranış, bilimsel yaratıcılığın ve entelektüel derin-liğin doğal bir yansıması olarak da okunabilir.
İnsan, çoğu zaman farkında olmadan kendi kendisiyle bir iç diya-log yürütür. Bu iç konuşma, genellikle sessiz biçimde gerçekleşir ve düşünme olarak adlandırılır. Zihnin, karşılaştığı sorunları an-lamlandırma, tartma ve muhasebe etme süreci büyük ölçüde bu sessiz diyalog üzerinden işler. Zaman zaman bu iç konuşmanın sesli hâle gelmesi ise toplumsal algı açısından farklı anlamlar yüklenmesine yol açabilmektedir.
Akademik ortamda bu durum daha görünür hâle gelir. Özellikle doktora çalışmaları sırasında, araştırma sürecinin doğası gereği, bireyin sürekli olarak varsayımlarını sorguladığı, argümanlarını sınadığı ve kendi kendisiyle tartıştığı gözlemlenir. Bu bağlamda, doktora sınıflarında kendi kendine konuşan araştırmacılara rast-lanması şaşırtıcı değildir. Zira bilimsel üretim, büyük ölçüde içsel bir sorgulama ve eleştirel muhasebe sürecine dayanır.
Ne var ki gündelik dilde kendi kendine konuşma çoğu zaman olumsuz çağrışımlarla ilişkilendirilir ve irrasyonel bir davranış ola-rak etiketlenir. Oysa bilimsel düşüncenin ilerlemesi, yerleşik ka-bulleri sorgulayan, alışılagelmiş kalıpların dışına çıkabilen ve ge-rektiğinde yalnızca kendi sorularıyla meşgul olabilen bireylerin varlığına bağlıdır. Bu anlamda, “kendi kendine konuşma” olarak nitelendirilen davranış, bilimsel yaratıcılığın ve entelektüel derin-liğin doğal bir yansıması olarak da okunabilir.
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 0,00 | 0,00 |
| 2 | 0,00 | 0,00 |
| 3 | 0,00 | 0,00 |
| 6 | 0,00 | 0,00 |
| 9 | 0,00 | 0,00 |
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 0,00 | 0,00 |
| 2 | 0,00 | 0,00 |
| 3 | 0,00 | 0,00 |
| 6 | 0,00 | 0,00 |
| 9 | 0,00 | 0,00 |
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 0,00 | 0,00 |
| 2 | 0,00 | 0,00 |
| 3 | 0,00 | 0,00 |
| 6 | 0,00 | 0,00 |
| 9 | 0,00 | 0,00 |
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 0,00 | 0,00 |
| 2 | 0,00 | 0,00 |
| 3 | 0,00 | 0,00 |
| 6 | 0,00 | 0,00 |
| 9 | 0,00 | 0,00 |
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 0,00 | 0,00 |
| 2 | 0,00 | 0,00 |
| 3 | 0,00 | 0,00 |
| 6 | 0,00 | 0,00 |
| 9 | 0,00 | 0,00 |
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 0,00 | 0,00 |
| 2 | 0,00 | 0,00 |
| 3 | 0,00 | 0,00 |
| 6 | 0,00 | 0,00 |
| 9 | 0,00 | 0,00 |
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 0,00 | 0,00 |
| 2 | - | - |
| 3 | - | - |
| 6 | - | - |
| 9 | - | - |